"…kat otomatı sönmüştü. Anahtar  kapının kilidine çoktan girmişti, çevirdi, kapıyı kendine çekerek açtı. İçerde 2 haftanın sessizliği, öylece havada asılı kalmış. Desensiz,ayak bileği hizasında bağcıkları olan topuklu siyah deri ayakkabısını kapıyı kapattıktan sonra sol tarafa çıkarttı, ayakları ıslanmıştı. Montun üzerinden süzülen damlacıklar az önce ayakkabıyla bastığı yerleri çoktan çamura bulamıştı. Montunu çıkarıp yere koyduğu bavulunun üzerine bıraktı,hafifledi.  Oturma odasının girişinde başı tavana çevrilmiş lambaderi açtı,loş ışık evine geldiğini hissettirdi. Perdeleri açık pencereye çevrilmiş ikili koltuğa oturduğu an kıçınında ıslanmış olduğunu anladı. Islanmış çoraplarını çıkartıp elektrikli sobanın üzerine bıraktı, ayakları bembeyaz ve parmak uçları buruşmuştu. Sobayı kendisine çevirip yaktı, ortalığı hemen sobanın üzerinde yanan tozların kokusu kapladı, sevmezdi. Pencereyi açtı, yağmurla karışık rüzgar perdelere çarptı ama içerinin donuk ve yanık havası değişti. Geri dönüp kalktığı yere oturdu, kıçındaki ıslaklığı tekrar hissetti. Buruşmuş ayaklarını sobaya iyice yaklaştırıp dayanabildiği kadar tutup sonra geri çekiyordu. Yatak odasına gidip yatağının üzerine gelişigüzel çıkarılmış eski ama rahat penye eşofmanlarını alıp sobanın yanına geri döndü. Kalkıp pencereyi kapattı, ayaktayken ıslanmış siyah parlak kumaşlı pantolonunu çıkardı. Bembeyaz ince bacaklarına sobadan yansıyan turuncu ışığı izledi, dar siyah gömleğini de çıkardı. Sobanın yanında beyaz viskon külodu ve beyaz dikişsiz sütyeni ile dikiliyordu, elleri sobanın yanında duran ve iyice ısınmış sol bacağına gitti, hemen sağını döndü. Birkaç dakika sonra sobanın önüne eğildi ve başını sağ dizinin üzerine koydu bacaklarını kolları ile sarmış iki büklüm turuncu ışığı izliyordu. Yanakları ısınmaya başladı.”

(Kaynak: elguindilla)

Adam yazıyor arkadaş (!)

Bugün facebook’a girdim ama dikkatimi çeken birşey oldu kimse Yılmaz Özdil yazısı paylaşmamış, eksik kalmasın diye ben paylaşıyorum yazısını:

"KÖPRÜ

1959, AB’ye girmek için başvurduk.

1960
1961
1962
1963
1964
1965
1966
1967
1968
1969
1970
1971
1972
1973
1974
1975
1976
1977
1978
1979
1980
1981
1982
1983
1984
1985
1986
1987
1988
1989
1990
1991
1992
1993
1994
1995
1996
1997
1998
1999
2000
2001
2002
2003
2004
2005
2006
2007
2008
2009
2010
2011
2012, bırak el âlemin Avrupa’sına girmeyi, kendi Avrupa’mıza geçemiyoruz, yanlışlıkla Avrupa’mızdaysak, Anadolu’muza dönemiyoruz.”

"Genç Subaylar Rahatsız"

Tekrar yazabilmem için antreman niteliğinde alıştırma yazısıdır. son 4-5 ayımı özetlemek istiyorum. Şubat 2012’de mezun oldum 7.5 senedir okuduğum okulumdan, en uzun ilişkimi bile ikiye katlayan bir süre. Sonra tuttum hemen askerliğe başvurdum, 9 nisan gecesi saat 00.00 gösterdiğinden sonuçlar açıklandı. Isparta Dağ Komando Okulu P. Komando Kol Komutanı yazdığında gözüne ışık tutulmuş tavşan misali dondum kaldım, kabullenmem sabah 6 gibiydi. Sabah o şoku atlattıktan sonra ilk işim bir göz hastanesine gitmek oldu, öğlen hastaneden gözlüklü ve raporlu çıktım, gözlüklü komando olur mu canım edasıyla eve döndüm. İlginç asker uğurlama yöntemlerinin hepsine maruz kaldım, komutanlar bunu övünerek söylüyor fakat bir ilginçlik var; “dünya’da bir tek bizim milletimiz oğlunu askere yollarken kutlama yapar.” aynen öyle oluyor. Ispartada geçirdiğim 12 gün boyunca pek birşey yapmadım açıkcası bedenimin 2 katı büyüklüğünde verilen askeri elbiseleri kendime uydurmak dışında. 12 gün sonra göğüs deformasyonu teşhisiyle komando olamaz raporu alarak İstanbul Tuzlu Piyade okulunun yolunu tuttuk benimle birlikte 250 kişi. Hayatımın en yoğun ve tempolu 3 ayını geçirdim, tuvalete gitmeye vaktimiz olmadığını hatırlıyorum, sabah 6 da koğuştan çıkıp akşam 9-10 civarında dönüyorduk falan filan. Yemek sırasının masamızdan başlamasına sevinir olmuştuk çünkü yemeği erken bitirip biraz dinleme fırsatı yaratabiliyorduk. 7.5 sene sonra mezun olunca bir daha deftere kitaba elimi sürmem, ders çalışmam lafını nasıl 2 ay sonra yediğimi gördüm. Üniversitede yapmadığım çalışmayı, ödevi 3 ayda yaptım, hergün binlerce askeri bilgi yükleniyordu, ders üstüne ders. Son 1 hafta kala sıralamalar ve kurada çekilecek yerler açıklandı. 140 kişi içinde 102. olmuştum, aldığım disiplin cezalarının bu kadar etki edeceğini tahmin etmiyordum. Kura yerleri sanki 4-5 şehire bölünmüştü,Şırnak, Kars, Ağrı, Kıbrıs, Trakya’ya toplamda 90 kişi gidecekti ve nazarlık olarak 1 (bir) tane Adana vardı. Evet, evet 102. sıradan kura çekerek Adanayı çektim. Şu anda meyil iznindeyim ve sakallarımı kesmemenin sevincini yaşıyorum arada bir aklıma daha dokuz ayın olduğu gelsede.

"inanmak düşünmekten kolay, bu yüzden düşünenden çok inanan var."

 

onur’a öpücüklerimle

 10 Aralık insan hakları günümüz kutlu olsun!

10 Aralık insan hakları günümüz kutlu olsun!

dinleyip hatırlayalım istedim

Devlet Bahçeli neyin kafasını yaşıyorsun kuzum?

Bahçeli: Vicdani ret yakışıksız ve densiz bir teklif